Ateşe su dökme zamanı
Hazreti İbrahim’in ateşine toprak taşıyan karınca misali doğu ve güneydoğu’daki ateşe su dökme zamanı.
Diyarbakır Meydanı’nı dolduran yüz binlerce kişinin omuz omuza vererek “Barış istiyoruz. Silahlara veda edin, gömün onları” diye haykırmaları gerekiyor. Duymak istiyoruz.
1984 yılındaki Eruh ve Şemdinli baskınlarında devlete meydan okuyan PKK’nın zaman içinde attığı adımları dünkü yazımda sizlerle paylaşmıştım. Özgürlük, eşitlik, adil paylaşım gibi hemen tüm insanlığın ortak değerlerine yönelik isteklerinin büyük bölümüne “evet haklısınız” diye yaklaşan Türkiye Cumhuriyeti, AK Parti hükümetleri eliyle Kürtçe yayın yapan TRT 6’yı hayata geçirdi. 24 saat boyunca hemen her konuda yayın yapan kanalın yanında uydulardan yayın yapan Avrupa’dan televizyon kanalları da var şimdilerde…
Diyarbakırlı Tarım Bakanı Mehdi Eker’in özel destekleriyle Kürt çiftçilere para akıtıldı yıllarca. Dört duvar çeviren ve ‘hayvancılık yapacağım’ diyen herkese hayvan başına 3-5 bin lira verildi… Ekip biçilmeyen binlerce dönüm arazi için verilen milyonlarca liralık desteğin köylünün eline geçip geçmediğini bilemiyorum. Hükümet bunlarla da yetinmedi. Sanayi tesisi kurmak isteyenler için programlar geliştirdi. Türkiye birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı destekleme bölgelerine ayrıldı. Doğuda yatırım yapacak olanlara inanılmaz rakamlar gitti… Kalkınma adına enerji tesisleri, karayolları, dinlenme tesisleri, okullar, kurslar açıldı. Yerel markaların Türkiye geneline yayılması, ihraç edilmesi, fuarlara katılması sağlandı. Doğulu girişimciler Bursa’ya, İzmir’e, Adana’ya, Mersin’e, İstanbul’a, İzmir’e ve dünyanın diğer ülkelerine gezi düzenlediler. Kürt kökenli kızların okutulması için kampanyalar vardı.
Ülkenin batısından fabrikalar söküldü doğu illerine götürüldü. Madenlere ruhsat verildi. Tek başına bile dünyanın ilgisini üzerinde toplayan GAP projesine tekrar tekrar uzmanlar gitti. Sulanabilir topraklara yenileri katıldı. Organik tarımın merkezi orasıydı. Ancak Ankara’da masa başında mükemmel görünen destekler yerini bulmadı; çünkü doğuda başka planlar devredeydi…
Doğudan, güneydoğudan gelen işadamları Bursa’da alışveriş merkezleri açtı, fabrika kurdu, oteller inşa etti, otel satın aldı, gıda sektöründe, et sektöründe, tekstilde yer buldu. Dernek kurdu örgütlendi, araç filoları elde etti. TIR aldı, ev aldı, villa aldı, iş aldı, siteler kurdu, kent içi taşımacılık yaptı, Uludağ’da maden işletti… Oysa tüm yatırımların kendi kentlerinde yapılması planlanmıştı, olmadı… Kürt kökenli Maliye Bakanı Mehmet Şimşek defalarca gezdi doğuyu, anlattı ama olmadı… Su aktı yatağını buldu…
Doğulu girişimcilerin batıdaki kentlere gelmelerinin ana nedeni TERÖR… Tehdit edildiler, devletin yanı sıra örgüte de vergi vermek zorundaydılar. Mahkemeler vardı ama mahallelerdeki mahkemeler de vardı. Çocuklarının dağa davet edildiğini duyduk. Silahla ticaretin aynı yerde barış içinde yaşadığı bir ülke olmadı, olmayacak…
Türkiye barışmalı, barışın nimetlerinden yararlanan bireylerin normalleşmesi sağlanmalı… Teröre giden milyarlarca doların yatırıma, eğitime ve insanın gelişmesine harcanması daha doğru geliyor bana. Spor yapan, okula giden, sağlıklı, modern yaşamın farkında olan, tatile giden Kürtler olmalı. Tek eşli bir yaşamın temelleri atılmalı. Çocuklardan başlamalı. Onlara gülen, kahkaha atan, dans eden, elinden bir iş gelen bireyler rol model olmalı.
Sürekli şehit, sürekli silah, sürekli korku ortamı bitmeli. Devlet ne pahasına olursa olsun dağlarda ya da ovada yerleşik özünde insan olan herkese çağrı yapmalı. Dağdaki lider kadro 60-65 yaşına geldi, çoğu dede olmalı. Onların da rahat yaşam istediklerini sanıyorum. Norveç’ten “gelsinler” daveti vardı eğer halen geçerliyse gitsinler.
Türkiye, 32 yıl önce başlayan sürecin sonunu getirecek adımları bekliyor.
Aksi halde doğu ve güneydoğudaki kangrene neşter atmak çok daha zorlu olacak. Yabancı ajanların kol gezdiği bilgileri var. Onlara psikopat adamlar, kadınlar katılacak. İşi sadece öldürmek olan insanlar gelecek. Komşularımıza bakışlarımız değişecek, alışverişlerde bizden, onlardan sözleri duyulmaya başlanacak, ayrışma derinleşecek.
Herkes karınca olmalı, ateşe su dökmeli…



