Geçtiğimiz hafta sonu tarım konusunda atılan adımları hem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’ten hem de Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ali Recep Nazlı’dan dinleme fırsatı yakaladım. Crowne Plaza’daki toplantıları görmeliydiniz. İnanılmaz bir ilgi ve yoğunluk vardı… Sayın Faruk Çelik farkı olsa gerek…

Biliyorsunuz; Bursa’nın toprağı verimli, iklim yapısı sıcaklık, nem ve yağış bakımından uygundur. Ürün sayısı çok çeşitli ve boldur. Nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı tarımla uğraşır. Bu oran ne yazık ki her geçen yıl biraz daha düşmeye devam ediyor… İl brüt gelirinin yüzde 20’si de tarımdan elde edilir. Bazı meyve ve sebze türlerinin üretiminde Bursa rakipsizdir; örneğin Bursa Siyahı dediğimiz incir gibi, armut gibi, kiraz gibi… Turşu ve salça üretiminde de kimse Bursa’nın eline su dökemez. Süt ve süt ürünlerinde de markalaşmış firmalar hemen göze batar. Sütaş ve Eker’i buradan kutlamalıyım. Kestane şekerinde de açık ara öndeyiz.

Buğday, arpa, mısır, yulaf ve pirinç gibi tahılların yıllık üretimi 500 bin tonu bulur. Ayrıca 20 bin tona yakın fasulye, bakla, bezelye ve çiğ baklagiller, tütün, pamuk, ayçiçeği, susam ve anason da unutulmamalı… Zeytin, zeytinyağı, domates, soğan ve biberde de rakip yok gibi…

Yarma’ diye tabir edilen şeftali üretimi azalsa da kiraz, çilek, kestane ve üzüm konusunda da iddialı bir kent olarak görülüyoruz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında bir tarım kenti görünümünde olan Bursa, son 40 yıl içinde Türkiye’nin tekstil ve otomotiv sanayilerinin merkezi olmayı başardı. Ancak 2000’li yıllara girerken hızlı sanayileşmenin getirdiği tüm olumsuzlukları da yaşamaya başladı. Oysa pek çok alanda ülkemizi besleyebilecek potansiyele sahip verimli Bursa ovası, şehrimizin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısında 70’li yıllardan itibaren yaşanan hızlı değişim nedeniyle tarımsal kimliğinden sıyrılıp sanayi kenti kimliğine büründü.

Günümüzde Bursa’nın sahip olduğu ekolojik avantajlardan dolayı sanayide olduğu kadar bitkisel ve hayvansal üretimde de önemli bir potansiyeli bulunuyor. Tarım-sanayi bütünleşmesinde önemli adımlar atılmış olup; domates salçası, dondurulmuş gıda, meyve-sebze konservesi ve meyve suyu üretiminde; ayrıca yaş meyve ve sebze ihracatında önemli bir merkez halindeyiz… Bu alanda da Penguen markalı ürünlere her yerde rastlamak mümkün… Tat markalı salça ve kahvaltılıklara ilgi çok büyük…

Son 40 yıl içerisinde yarısını çarpık yapılaşma ve sanayileşme ile kaybettiğimiz ülkemizin en verimli meyve, sebze ve diğer tarımsal ürünlerinin yetiştiği Bursa Ovası’nın kalan yarısını da hızla devam eden kaçak yapılaşma ve her geçen gün seviyesi düşen yeraltı su seviyesi nedeniyle kaybetmek üzereyiz.

Birinci ile dördüncü sınıf arazilerin yüzölçümü son verilere göre 241 bin hektar ve toplam tarım arazisinin yüzde 55’ini oluşturmaktadır. 431 bin hektar tarım arazisinin yüzde 71’i tarla, yüzde 13’ü sebze, yüzde 6’sı meyve, yüzde 2’si bağ ve yüzde 8’i zeytinlik olarak kullanılıyor… 431 bin hektar tarım alanının yüzde 56’sı (241 bin hektar) sulanabilir durumda.

Bursa’da şekerpancarı, buğday, patates, mısır (Cargill etkili oldu), karpuz, patlıcan, lahana, üzüm ve elma istihsali de önemli miktarlara ulaşıyor…

İznik’te müşküle, Mudanya’da razakı üzümü, Yenişehir’de biber, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da salça üretimine yönelik olarak domates, Kestel’de ise ahududu yetiştirilmektedir. Bunun yanında İznik, Orhangazi, Gemlik ve Mudanya ilçelerinde sofralık zeytin, Uludağ eteklerinde kestane üretimi önemli.

Dünya Bankası patentli tarım politikalarından Bursa tarımı da nasibini aldı ve köylü nüfus hızla eritildi. Büyükşehir Yasası bunun en önemli ayaklarından biri. Mahalle olan köylerden göç önlenemez hale geldi. Şimdi sayın bakan Faruk Çelik gençleri üretime çağırıyor… Desteklerden yararlanmalı herkes.

Bu konu burada bitmez…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir