Termik santrali Konya’ya kurun
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi yöneticileri, uzun süredir üzerinde çalıştıkları buhar ve elektrik üretim tesisi hakkında kamuoyunu ikna etmek için önceki gün medya temsilcilerinin karşısına çıktı.
Verilen bilgiye göre; santralın havaya, suya, toprağa ve insan sağlığına etkisi yok. Oysa kömürle çalışan Türkiye’deki santrallar hem havayı, hem toprağı hem de insan sağlığını olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Çevre Etki Değerlemesi (ÇED) süreci henüz başlamış bir santral projesiyle karşı karşıyayız. 12 kamu kurum ve kuruluşundan görüş alınacak. Çınar adlı ÇED firmasının hazırlayarak sunduğu raporların kabul görüp görmeyeceği kesin değil. Yasa gereği halkı bilgilendirmek gerekmiyor ancak DOSAB yöneticileri her kapıyı çalmaya, bilgi vermeye, gerektiğinde gazetelere bizzat giderek anlatmaya devam ediyorlar.
Demirtaş, İsmetiye, Yeşilşehir gibi binlerce insanın yaşam alanlarına yakın bir bölge olan DOSAB, 24 yıldır 439 firmanın üretim alanı. 484 hektarlık tarım alanın üzerine kurulan bölgenin enerji ve buhar ihtiyacı elbette çok önemli. Ancak, kentin tam da ortasında böylesi bir tesisi hayata geçirmek için insanın bin kez düşünmesi gerekli.
Yüzde 68’i tekstil, yüzde 20’si otomotiv yan sanayi, yüzde 2’si gıda ve yüzde 10’u diğer sektörlerden işyerleriyle dolu bölgenin su, buhar ve enerjiye olan bağımlılığını asla arka plana atmadan sormamız gereken sorular var.
25-30 yıl için kurulması düşünülen tesis için gereken kömür Balıkesir’den getirilecek. Günde 60 kamyon yüklenecek ve Bursa sınırlarından DOSAB’a getirilecek. Yakma eylemi sırasında gereken kireçtaşı için 20, oluşan külleri Bursa Çimento’ya götürmek için 10 kamyon trafikte yol alacak. Bu arada kireçtaşının nasıl ve nereden taşınacağını da henüz bilmiyoruz.
Santral ile 100 fabrikanın buhar ihtiyacı ile elektrik kullanımının yüzde 35’i bu tesisten karşılanacak. Tesis günde 10.000 ton su kullanacak. Bu su önce Reversal EDR sistemi ile arıtma bölgesinden elde edilecek daha sonra da Reverse Analysis ile içilebilir özellikte su elde edilecek. Ancak burada da sorun var. Bölge sanayicileri bu su için ellerini ceplerine atmak zorunda kalacak.
Perspektif Dergisi’nin 44. Sayısında tesisin 120 milyon dolara mal edileceği yazıyor. Oysa son açıklamalarda 127 milyon dolar telaffuz edildi. Aradaki fark DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül tarafından “kesin hesap” olarak açıklandı. Hadi neyse…
DOSAB Başkanı Feridun Kahraman’ın bir soruya “Evet ben ailemle birlikte burada, tesisin yanında yaşarım” sözü sanırım samimi değildi. Eğer samimi ise hemen evinin temellerini oraya atmalı.
Ya yönetim kurulu üyesi Burhan Çakır (TOFAŞ)’ın “biz buraya çok yakınız. Yaratacağı çevre sorunlarını bilmiyoruz. Bu konuyu FİAT-CHRYSLER yönetimine soracağız” sözlerine ne demeli. Kesinlikle haklı. Eğer Avrupa’dan olumsuz yanıt gelirse DOSAB yönetimi karışır…
Ayrıca oluşacak yatak külü de Dursunbey’e geri taşınacak. Oldukça zahmetli ve titizlik isteyen bir iş.
Bence taşıma suyla değirmen dönmez.
Bu işin altında kalmadan yapmanız gereken şey daha önce de aranızda konuştuğunuz gibi “Termik santralı Konya civarına insansız bir yere kurun ve elektrik şirketleriyle mahsuplaşarak bu işten kurtulun.”
Sonra demedi demeyin!



